2024-07-122024-07-121998Sözen, E. (1998). Modernite ve kültürel kimlik. Sosyoloji Konferansları, Dergipark. 25, s. 153-160.2645-8772https://dergipark.org.tr/tr/pub/iusoskon/issue/9525/119030https://hdl.handle.net/20.500.12415/6607Geleneksel Aydınlanma düşüncesi, insanın kamusal, aktif ve rasyonel oluşunun altını çizerken insanları birer aktör olarak değerlendiriyordu. Günümüzde ise bireyler, artık birer aktör olarak değil, kendi kimlikleriyle tanınmaya başladılar. Böylesi bir bireysel dönüşümün akabinde, genel olarak 1930'lu yıllara denk gelecek şekilde dünyada, modernite adına, ekonomik konulardan çok, kimlik meseleleriyle ilgilenildi. 1960'lı yılların sonlarında özellikle ABD'de, kimlik siyasetleri geliştirilir oldu. Bu gelişmeler çerçevesinde kimlik, muhtelif disiplinlerce de halihazırda üzerinde durulan bir konu olmaya devam ederken, tanım konusunda en yaygın kabullerden biri; kimliklerin, katı sahiplikler değil; bağlama göre değişen, sürekliliği olan nesne durumundan çıkartılmış, semboller (en başta dil), ilişki ve iletişim biçimleriyle ortaya çıkan oluşumlar olduğudur. Bir diğer yaygın kabul ise, bireysel olan ile toplumsal olanın birbirlerinden kesin bir şekilde ayrılamayacağı kimliğin de bu ayrılmazlık prensibine karşılık gelen bir anlayışla değerlendirilmesidir. Bu tam da, modernitenin rasyonalizasyonu içinde bireysel olan ile toplumsal olanı birleştirme eğilimine uygun düşer. Ancak bugün hem modernitenin ve toplum kavramının eleştirilmesi hem de birey hakkında daha fazla düşünülmeye başlanmasıyla, modern sosyal teoriler, bireyleri fazlaca vurgulayan düşünme yollarını göstermeye başlamışlardır.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessModerniteKültürKimlikKültürel kimlikModernite ve kültürel kimlikArticle16025153