Engin, NazımTezer, Hüseyin2024-07-122024-07-1220062006-03Tezer, H. (2006) Türkiye ekonomisinde 1990 sonrası uygulanan para politikaları ve Merkez Bankasının etkinliği (Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi). Maltepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul.https://hdl.handle.net/20.500.12415/10224Bu çalışmada 90'lı yıllardan günümüze kadar uygulanan para politikaları ve Merkez Bankasının bu dönem içerisinde yaşanan krizlerdeki etkinliği araştırılmıştır. Ülkemizde son yıllarda uygulanan para politikalarında hızlı gelişmeler yaşanmış ve Merkez Bankası da bu süreçte hızlı bir değişim içerisine girmiştir. Bağımsızlığı yasal güvence altına alınmış olan Merkez Bankalarının, enflasyonla mücadelede daha etkili olduğu düşünülmektedir. Bu nedenle 1990'lı yıllardan beri Merkez Bankalarının yasal bağımsızlıklarının enflasyonla mücadeledeki önemi artmıştır. Bununla birlikte Merkez Bankalarının güvenilirliğinin ve para politikasında etkinliğinin sağlanmasında, bağımsızlığının yanında şeffaflığının da çok büyük önemi vardır. Çünkü modern ekonomilerde Merkez Bankaları, bağımsızlık ve şeffaflık özelliğiyle para politikalarında daha etkin olduğu düşünülmekte olduğundan, Türkiye'de yaşanan finansal krizlerde Merkez Bankasının sonuçlardaki etkinliği tartışma konusudur. Para politikası uygulamalarının odağında, uygulayıcı olarak Merkez Bankasının piyasaları yönlendirme işlevi vardır. Temel olarak, gelişmekte olan ülkelerdeki Merkez Bankaları, IMF gibi uluslar arası kredi kuruluşlarının telkin ve yönlendirmeleri ile para programları hazırlamakta ve uygulamaktadırlar. Bu uygulamaların temel dayanağı para teorisi ve para politikasının teorik ve kavramsal yaklaşımları ve de yaşanan tecrübeler üzerine oturtulmaktadır. Para politikasının uygulayıcısı olarak Merkez Bankalarının, orta vadede tek bir nihai amacının olması gerektiği ve bunun da fiyat istikrarı olduğu konusunda fikir birliği bulunmaktadır. Para politikası stratejisi parasal büyüklükler, döviz kuru, faiz oranı gibi içerisinde parasal taban gibi, bankacılık sistemindeki mevduatları içeren bir büyüklük de (M1,M2 gibi) olabilir. Parasal büyüklükler finansal yeniliklerden etkilenirken döviz kuru finansal yeniliklerden doğrudan etkilenmemektedir. Bağımsız bir Merkez Bankasının, kısa vadeli faiz oranlarını, kur hedefine uygun seviyede tuttuğu sürece isi kolaydır. Ancak faizler, politik müdahaleye çok açıktır ve Merkez Bankası bu konuda etki altındaysa hedeflerden sapılabilmektedir. Merkez Bankasının, para politikası uygulamasında kullandığı araçlar, faiz ve likidite araçlarıdır. Merkez Bankası, kısa vadeli faiz oranlarını yönlendirebilmeli ve kendi aktiflerine uyguladığı faiz oranlarını bağımsız bir şekilde belirleyebilmelidir. 1990 yılından sonra Türkiye'de kapsamlı para programlarının hazırlanması ve uygulamaya konulması, para politikası uygulamalarının belirli kurallara bağlanması çabası içinde değerlendirebilirler. Bununla birlikte T.C Merkez Bankası 1990'lı yıllarda, gücü yettiği kadar ekonomideki sorunların düzeltilmesine katkıda bulunmak ve ekonomideki dengelerin daha da bozulmasını engellemek için çaba sarf etmek durumunda kalmıştır. Bu durum bankaya birbiriyle çatışan iki strateji arasında seçim yapma zorunluluğu yaratmıştır. İlki dış ticaret açığının, dolayısıyla da cari açığın, büyük boyutlara ulaşmasını önlemek, ikincisi ise, hükümetin, yüksek bütçe açığını, mümkün olduğunca düşük faizlerle ve sıkıntıya düşmeden finanse edilmesini sağlamaktadır. Her iki stratejinin arkasında faiz ve devalüasyon dengesi önemli rol oynamaktadır ve bu dengenin nerede kurulacağı konusunda stratejiler çatışmaktadır. TCBM'nın, para politikası uygulamalarında 1989 yılı önemli bir dönüm noktasıdır. TCMB, 1989 yılından önce, daha geniş tanımlı parasal toplamları kullanarak, enflasyonla mücadele ederken, 1989 yılından itibaren kendi bilanço büyüklüğünün kontrol altına alınması hedefine yönelmiştir. Bu değişikliğin altındaki ana sebep, yıllardır süren yüksek enflasyonun ve son on yıldır mali sektörde yaşanan değişim sürecinin, para çarpanlarında istikrarsızlık yaratması ve bunun Merkez Bankası'nın geniş tanımlı para arzlarının denetiminde yarattığı zorluklardır. Emisyon hacmini etkileyen unsurlar içerisinde 1990 öncesinde ilk sırayı TCBM'nın kamu kesimine açtığı kredilerdeki artışlar alırken, 1990 ve 1996 yıllarında ilk sırayı döviz rezervindeki artış almaktadır. Bunun anlamı, 1990'lı yılların basında Hazinenin, borçlanma stratejisinde kaynak bulma yönünden Merkez Bankası yerine, piyasalara yönelme seklinde bir değişikliğin olmasıdır. Bununla birlikte emisyonun genişlemesini sınırlayan etkiler de ortaya çıkmıştır. Bunların basında TCMB'deki mevduat artışları gelmektedir. 1997 yılında IMF ile orta vadeli stand-by arayışı ile ortaya çıkan ve günümüze kadar süren yeni süreç başlamıştır. 1998 yılında "Yakın İzleme Anlasması"nı takip edecek ve taahhütlerin karşılanmasıyla karara bağlanacak olan stand-by sürecinin baslatılmasına karar verilmiş, ancak 1998 yaz aylarında erken seçimin gündeme gelmesi, sürecin seçim sonrasına bırakılmasına neden olmuştur. TCMB, 1999 nisan ayında, Temmuz-Aralık aylarını kapsayan, daha önceki sürecin devamı olarak "Yakın İzleme Anlasması" uygulamasına karar verilmiş ve 1999 Aralık ayında da 2000-2002 yıllarını kapsayan üç yıllık orta vadeli stand-by anlaşması imzalanmıştır. Bu çerçevede, Ocak 2000'de sıkı para ve döviz kuru politikası ile bankacılık sektöründeki yapısal dönüşümleri de içeren "Enflasyonu Düsürme Programı" başlatılmıştır. Bu program 2000 Kasım ve 2001 Şubat aylarında başlayan krizler nedeniyle kesilmiş ve "Güçlü Ekonomiye Geçiş programı" uygulamaya konulmuş, bu da 2002 yılı basında revize edilerek üç yıllık( 2002-2004) yeni bir stand-by anlaşması imzalanmıstır.2002 yılı ile devreye giren para politikası, gelecek dönem enflasyonunu odaklayan "örtük enflasyon hedeflemesi" stratejisini uygulamayı amaçlamıştır. Para politikası kararlarında gelecek dönem enflasyonuna ilişkin gelişmeler belirleyici olmuş, bunun yanı sıra enflasyon hedefi ile dönemsel para tabanı hedefleri konulmuştur. Ayrıca dalgalı kur rejimi uygulaması altında asıl politika aracı olan kısa vadeli faiz oranları sadece fiyat istikrarı temel hedef alma doğrultusunda aktif olarak kullanılmıştır. 2003 yılında da Merkez Bankası dalgalı kur rejimi altında, bir yandan kısa vadeli faiz oranlarını enflasyonla mücadelede temel politika aracı olarak kullanmış, diğer yandan IMF ile yürütülmekte olan program çerçevesinde parasal performans kriterleri ile gösterge niteliğindeki hedefleri gözetmiştir. Bu çerçevede 2003 yılı için belirlenen tüm kriterlere ve hedeflere ulaşılmıştır. 2004 yılında ise, ekonomik programa uyumlu bir maliye ve para politikası uygulaması, yapısal reformlarda süreklilik sağlanması durumunda, döviz kurlarında, enflasyon hedefini tehlikeye sokacak bir gelişme beklenmekle beraber, kamu mali disiplinin orta ve uzun dönemde, daha da sağlamlaştıracak yapısal reformlar gerçekleşmedikçe, döviz kurlarındaki dalgalanmalar, bir risk unsuru olmaya devam etmiştir. Örtük enflasyon hedeflemesi stratejisi altında, dalgalı kur rejimine 2004 yılında da devam edilmiştir. Kurlar piyasa koşullarına göre oluşmakla beraber Merkez Bankasının, 2004 yılında da, sınırlı kalmak koşuluyla, kurlarda aşırı dalgalanma görüldüğünde alış ya da satış yönünde müdahalelere devam etmiştir. 2005 Ocak ayından itibaren Para Politikası Kurulu,(PPK) enflasyondaki ve ekonomideki gelişmeleri değerlendirmek üzere düzenli olarak her ayın 8'inde saat 15.00'de, ayın 8'inin tatil gününe denk gelmesi durumunda ise takip eden is gününde aynı saatte toplanmaktadır. Merkez Bankası'nın ekonominin genel görünümüne dair değerlendirmelerini içeren bir açıklama yapılmakta ve her ay yayımlanan "Enflasyon ve Görünüm" başlıklı basın duyurusunun, bu açıklamanın içinde yer alması kararlaştırılmıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 2006 yılının basından itibaren açık enflasyon hedeflemesi sistemine geçtiğini ilan etmiştir. 2006 yılında resmi olarak enflasyon hedeflemesine geçilmesiyle beraber faiz kararları, PPK'da oylanarak, toplantı özetinin yayımlanmasını kararlaştırmıştır. Ayrıca üç ayda bir yayımlanan, bugünkü Para Politikası Raporu'nda enflasyon tahminleri niceliksel olarak açıklanacaktır. Böylece para politikası uygulamalarında büyük oranda şeffaflık sağlanmıştır. Geçmişte Türkiye'de uygulanan para politikaları, Merkez Bankası açısından aktif değil pasif bir politika olmakla beraber, son yıllarda Merkez Bankasının daha aktif politikalar uygulamakta olduğu gözlenmektedir. Merkez Bankası, geçmişte her zaman ekonomide yaratılan olumsuzlukları gidererek sistemi çökmekten kurtarmak yönünde hareket eden bir konumda olmuştur. En geniş manasıyla para politikası, fiyat istikrarını sağlamak ve sürdürmek amacıyla piyasadaki para miktarını denetlemeyi hedefleyen bir araç olarak görülürse de Türkiye'de, para politikası, bu tanıma uygun olarak kullanılamamıştır. Çünkü, içinde yaşanan ekonomik ortam, hiçbir zaman Merkez Bankası'nın kendi bilançosuyla piyasadaki para miktarına yön vermesine yeterince izin vermemiştir. Bu nedenden dolayı 90'lı yıllarda ve son finansal krizlerde Merkez Bankasını, para politikaları açısından kısmen etkisiz kaldığı söylenebilir.Monetary policies that have been implemented from nineties until today and effectiveness of the Central Bank on the crises during this period were examined in this work. Rapid developments relating to monetary policies that have been implemented in our country in recent years have been observed and Central Bank started to change rapidly in this process. It's believed that Central Banks of which independence is guaranteed legally are more efficient in the fight against inflation. For this reason, the importance of Central Banks' legal independence has increased in terms of fight against inflation since nineties. Nonetheless, besides independence, transparency is also crucial when ensuring reliability of Central Banks and efficiency in monetary policies. Since it's believed that Central Banks are more effective in monetary policies thanks to their independence and transparency in modern economies, effectiveness of Central Bank on the results during financial crisis in Turkey is controversial. Arranging comprehensive monetary programs in Turkey after 1990 and practicing them can be evaluated in the framework of the efforts aiming at applying rules for monetary policy implementations. Also in 1990s, Central Bank of Turkish Republic had to contribute for fixing the problems in the economy as much as it could and made an effort to avoid collapsing of the balances in the economy. Even with the widest meaning, monetary policy is considered as a tool aiming to control the quantity of money in the market to ensure price stability and maintain it, monetary policy was not used compatible with this definition in Turkey. Because, the economic environment have never allowed Central Bank to guide the quantity of money in the market with its own balance sheet. For that reason it is possible to say that Central Bank was relatively ineffective in the monetary policies in 90s and in the latest financial crises.trinfo:eu-repo/semantics/openAccessEkonomiEconomicsTurkiye ekonomisinde 1990 sonrası uygulanan para politikaları ve Merkez Bankasının etkinligiMonetary policies implemented after 1990 in turkey's economy and effectiveness of the Central BankMaster Thesis